6 Nisan 2012 Cuma

Affedin!

Kalbimize neşe, sevgi, yaşama sevinci ve huzurun dolabilmesi için kötü duyguları içimizden çıkartmalı, kalbimizi temizlemeliyiz. Affetmemiş bir kalpte mutluluğu yaşatmaya çalışmak, bir çöp evde yuva kurmaya benzer. Kalbimizde geçmişten kalan (ki daha dün bile olsa o da geçmişte kaldı) ağır yükler varken bugün mutlu olmayı nasıl bekleyebiliriz ki? Mutlu bir hayat için kalbimizi hafifletmeyi öğrenmeliyiz.

Affetmek başkaları için değil, kendimiz için yaptığımız bir şeydir. Şu anda hayatında affedemediğin birisi varsa bu yazının bazı kısımları zorlayıcı olabilir.
Ben affetmenin ve olayların peşini bırakmanın önemini İstanbul trafiğinde motosiklet kullanmaya başladığımda öğrendim. Şaka yapmıyorum! Çok ciddiyim. Motosiklet kullanmak (özellikle Türkiye’de) harika bir kişisel gelişim aracı. Gerçekten öyle:  Her motosikletçinin; trafikte kendisini sıkıştıran araba sürücüsünü affetmeyi ve olayı büyütmeden oracıkta bırakıp yola odaklanmayı en kısa sürede öğrenmesi gerekir. Bu konuda inat edenler ise bu işten en çok kendilerinin zarar göreceğini acı bir şekilde anında öğrenir. Hayat yolculuğumuzda da öyle değil midir?  Hırsı, öfkeyi, intikam planlarını bir kenara bırakıp, affedip, bu güne odaklanmayı öğrenmezsek en çok kendimizi yıpratmış oluruz.
Aslında hepimiz affetmenin gücünü içgüdüsel olarak biliriz. Ancak birçok kişi nasıl affedeceğini bilemez. Affetmek de hayatımızdaki pek çok şey gibi sonradan öğrendiğimiz bir stratejidir. Doğru düzgün bir şekilde öğrenmemişsek eğer kişisel mutluluğumuzun anahtarlarından birinden yoksun kalmışız demektir.

Affetmek neden önemli?

Andrew Matthews’in güzel bir sorusu var “İnsanları bağışlamadığımızda acı çekecekleri fikrine nereden kapıldık?” Evet! Yani affetmediğimiz sürece kimseyle değil sadece kendimizle savaşıyoruz, değil mi?
Affettiğimizde ise
·                                 Ruhsal, duygusal ve fiziksel stresten kendimizi arındırmış oluruz
·                                 Geçmişin acılarından kurtulur ve bedenen olduğumuz günü yani bugünü yaşamaya başlarız.
·                                 Şu anda daha büyük bir mutluluk yakalarız
·                                 Ruhsal, duygusal ve fiziksel sağlığımızı güçlendiririz.

Affedebileceğimiz şeyler davranışlardır; kişileri ise sadece kabul edebiliriz (veya etmeyiz)

Bence insanların “affetme” konusunda karşılaştıkları en büyük zorluk çok basit bir kavram karmaşasından kaynaklanıyor. Kullandığımız günlük dil kalıplarından dolayı birçok kişi (birisinin davranışını) affetmek ile (birisini olduğu gibi) kabul etmek kavramlarını (fiillerini) birbirine karıştırıyor: “seni affetmeyeceğim”, “babamı/ annemi affedemiyorum.”, “kendimi affedemem” …
Karşındakini, anneni, babanı, kendini affedememen çok doğal çünkü affedebileceğin tek şey karşındakinin spesifik bir davranışıdır.
Çoğu kişinin affetme yolunda kaybolmasının en önemli sebebi bu dilsel kalıptır. Çünkü zaten suçlama, kızgınlık, öfke, değersizlik, adaletsizlik hissi içine gömülmüşken artık olayın ve davranışın önemi kalmaz, olay genişler, büyür, o anne, baba, sevgili, eş arkadaş, komşunuzun iyi olan diğer yönlerini de kapsar hale gelir. İş bir kere davranış yerine “kişiyi” affedememe noktasına ulaştığında ise artık yapılan davranışın önemi kayboluyor ve o bağışlanmaya konu kişi tüm varlığı ile birlikte topyekün mahkum edilir.
Bir kişinin kimliğini affetmeye çalışmak (veya affetmeyi reddetmek) sence de çok saçma değil mi?
Bu iki kavramı birbirinden ayırdığımızda iç içe geçmiş 3 konu ve karar açığa çıkar:
1- O kişinin belirli bir davranışını affedip affetmeme konusunda vereceğin karar;
2- O kişiyi olduğu kişi olarak kabul edip etmeme konusunda vereceğin karar;
3- O kişiyi hayatınızda tutup tutmama konusunda vereceğin karar.
Birisinin davranışını affetmek için onu olduğu gibi kabul etmemiz ve değişmediği için onu cezalandırmaya çalışmaktan vazgeçmemiz gerekir. Birisini bağışlamakta zorlanıyorsan kendine samimiyetle şu soruyu sormanı istiyorum: “Bağışlamakta zorlandığım bu kişiyi olduğu gibi kabul edebiliyor muyum? Ona benim kafamdaki anne, baba, eş, çocuk vs modelime uymadığı için kızgın değil miyim? Aslında ondan benim dünya görüşüme göre değişmesini, eğilip bükülmesini yani başka birisi olmasını beklemiyor muyum?” …
Affetmek: herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek…
Türk Dil Kurumu Sözlüğü”
Oysa bu, sence de çok saçma ve nafile bir istek ve çaba değil mi? Hepimiz biliyoruz ki başkalarını değil sadece kendimizi değiştirebiliriz ve dünyayı değiştirmek için önce kendimizi değiştirmeliyiz. İşte bu değişimin ilk adımı o kişiye kendi gözlüklerinden bakmayı bırakmak, onu olduğu gibi bir bütün olarak iyi ve kötü yanlarıyla birlikte kabul etmektir. Onu değiştirmek senin görevin değil, senin görevin kendin üzerinde çalışmak.
Onu değiştirmekten vazgeçtiğinde, değişmediği için onu cezalandırmaktan da otomatik olarak vazgeçmiş olacaksın. İşte o anda affetmenin dayanılmaz hafifliği ile tanışacaksın. Hafif bir kalbin nasıl bir şey olduğunu hatırlayacaksın.

İnsanları Affet

Affetmenin hayatındaki rolünü ve önemini anlaman ve geçmişin tozlu anılarından kurtulmayı gerçekten istemen çok önemli. Bir kağıt çıkart ve o kişinin yaptıklarını affetmemenin sana neler kaybettirdiğini maddeler haline yaz. Bütün olan biteni arkanda bırakabilsen senin için neler değişirdi?
- Suçlamaktan, şikayet etmekten vazgeç. Sen de biliyorsun, o kişiyi ve geçmişte olanları değiştiremezsin. Fakat konuya nasıl baktığını değiştirebilirsin. Geçmişte her ne olmuş olursa olsun, şu anda kurban rolünü bırakıp geleceğinin sorumluluğunu ellerine al.
- İster gidip yüzüne söyle, istersen belki de hiç göndermeyeceğin bir mektup yaz; onu affet ve konuların peşini bırak. Artık aynı hikayeleri anlatmaktan vazgeç. Bırak gitsin ve geçmiş geçmişte kalsın.
- Kendinden bir anda seni terk edip giden babanı veya seni aldatan eşini affetmeyi bekleme. Önce daha küçük konular üzerinde çalış (unutma affetmeyi öğreniyorsun). Örneğin akşam çöpü almaya gelmeyen kapıcıyı veya trafikte seni sıkıştıran sürücüyü bu talihsiz davranışlarından dolayı affetmekten başla. Kalbinin üzerindeki rahatlamayı hissettikçe daha büyük konular için güç kazanacaksın.
- Konuyu kendi başına veya yakınlarının desteğiyle çözemeyeceğine kanaat getirdiğin noktada bir psikoloğa danışmaktan çekinme.

Kendini Affet

Çoğu durumda kendimizi affetmek karşımızdakini affetmekten bile daha zordur. Bu işi kolaylaştırmak için;
- Mükemmel olmak zorunda olmadığını kabul et. Kendini her yönünle olduğu gibi kabul et.
- Affetmek istediğin davranışını spesifik olarak ortaya koy ve duruma açık kalplilikle dönüp bir bak. Neyi neden yapmış olduğunu anlamaya çalış. Bunu bir tecrübe ve öğrenme deneyimi olarak kabul et. Kendine “Bu işten ne öğrendim?” diye sor.
- Kendini affetmen, davranışlarının sonuçlarını yaşamayacağın anlamına gelmiyor. O sonuçların üzerinde oturup kendini kırbaçlamak yerine kendini affet ve geleceğinin sorumluluğunu üstlenerek yoluna devam et.
- Arkadaşın böyle bir durumda olsaydı, ona ne derdin? Neler tavsiye ederdin? Kendine bir tavsiye mektubu yaz.
- Affetmek bazen uzun bir süre gerektirebiliyor. Bir anda acının dineceğini düşünme, sadece üzerinde çalışmaya devam et. Hayat devam ediyor ve daha yaşayabileceğin milyonlarca güzellik var.
O olayları hatırladığın halde artık sana acı vermiyorsa başarmışsın, affetmişsin demektir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder