Affetmek başkaları için değil, kendimiz için yaptığımız bir şeydir. Şu
anda hayatında affedemediğin birisi varsa bu yazının bazı kısımları zorlayıcı
olabilir.
Ben affetmenin ve olayların peşini bırakmanın
önemini İstanbul trafiğinde motosiklet kullanmaya başladığımda öğrendim. Şaka
yapmıyorum! Çok ciddiyim. Motosiklet kullanmak (özellikle Türkiye’de) harika
bir kişisel gelişim aracı. Gerçekten öyle: Her motosikletçinin; trafikte
kendisini sıkıştıran araba sürücüsünü affetmeyi ve olayı büyütmeden oracıkta
bırakıp yola odaklanmayı en kısa sürede öğrenmesi gerekir. Bu konuda inat
edenler ise bu işten en çok kendilerinin zarar göreceğini acı bir şekilde
anında öğrenir. Hayat yolculuğumuzda da öyle değil midir? Hırsı, öfkeyi,
intikam planlarını bir kenara bırakıp, affedip, bu güne odaklanmayı öğrenmezsek
en çok kendimizi yıpratmış oluruz.
Aslında hepimiz affetmenin gücünü içgüdüsel
olarak biliriz. Ancak birçok kişi nasıl affedeceğini bilemez. Affetmek de
hayatımızdaki pek çok şey gibi sonradan öğrendiğimiz bir stratejidir. Doğru
düzgün bir şekilde öğrenmemişsek eğer kişisel mutluluğumuzun anahtarlarından
birinden yoksun kalmışız demektir.
Affetmek
neden önemli?
Andrew Matthews’in güzel bir sorusu var
“İnsanları bağışlamadığımızda acı çekecekleri fikrine nereden kapıldık?” Evet!
Yani affetmediğimiz sürece kimseyle değil sadece kendimizle savaşıyoruz, değil
mi?
Affettiğimizde ise
·
Ruhsal,
duygusal ve fiziksel stresten kendimizi arındırmış oluruz
·
Geçmişin
acılarından kurtulur ve bedenen olduğumuz günü yani bugünü yaşamaya başlarız.
·
Şu
anda daha büyük bir mutluluk yakalarız
·
Ruhsal,
duygusal ve fiziksel sağlığımızı güçlendiririz.
Affedebileceğimiz
şeyler davranışlardır; kişileri ise sadece kabul edebiliriz (veya etmeyiz)
Bence
insanların “affetme” konusunda karşılaştıkları en büyük zorluk çok basit bir
kavram karmaşasından kaynaklanıyor. Kullandığımız günlük dil kalıplarından
dolayı birçok kişi (birisinin
davranışını) affetmek ile
(birisini olduğu gibi) kabul etmek kavramlarını (fiillerini) birbirine
karıştırıyor: “seni affetmeyeceğim”, “babamı/ annemi affedemiyorum.”, “kendimi
affedemem” …
Karşındakini, anneni,
babanı, kendini affedememen çok doğal çünkü affedebileceğin tek şey
karşındakinin spesifik bir davranışıdır.
Çoğu
kişinin affetme yolunda kaybolmasının en önemli sebebi bu dilsel kalıptır.
Çünkü zaten suçlama, kızgınlık, öfke, değersizlik, adaletsizlik hissi içine
gömülmüşken artık olayın ve davranışın önemi kalmaz, olay genişler, büyür, o
anne, baba, sevgili, eş arkadaş, komşunuzun iyi olan diğer yönlerini de kapsar
hale gelir. İş bir kere davranış yerine “kişiyi” affedememe noktasına ulaştığında ise
artık yapılan davranışın önemi kayboluyor ve o bağışlanmaya konu kişi tüm
varlığı ile birlikte topyekün mahkum edilir.
Bir kişinin kimliğini affetmeye çalışmak (veya
affetmeyi reddetmek) sence de çok saçma değil mi?
Bu iki kavramı
birbirinden ayırdığımızda iç içe geçmiş 3 konu ve karar açığa çıkar:
1- O kişinin belirli
bir davranışını affedip affetmeme konusunda vereceğin karar;
2- O kişiyi olduğu
kişi olarak kabul edip etmeme konusunda vereceğin karar;
3- O kişiyi hayatınızda tutup tutmama konusunda vereceğin karar.
Birisinin davranışını affetmek için onu olduğu
gibi kabul etmemiz ve değişmediği için onu cezalandırmaya çalışmaktan
vazgeçmemiz gerekir. Birisini bağışlamakta zorlanıyorsan kendine samimiyetle şu
soruyu sormanı istiyorum: “Bağışlamakta zorlandığım bu kişiyi olduğu gibi kabul
edebiliyor muyum? Ona benim kafamdaki anne, baba, eş, çocuk vs modelime
uymadığı için kızgın değil miyim? Aslında ondan benim dünya görüşüme göre
değişmesini, eğilip bükülmesini yani başka birisi olmasını beklemiyor muyum?” …
“Affetmek: herhangi bir
kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek…
Türk Dil Kurumu Sözlüğü”
Türk Dil Kurumu Sözlüğü”
Oysa bu, sence de çok saçma ve nafile bir istek
ve çaba değil mi? Hepimiz biliyoruz ki başkalarını değil sadece kendimizi
değiştirebiliriz ve dünyayı değiştirmek için önce kendimizi değiştirmeliyiz.
İşte bu değişimin ilk adımı o kişiye kendi gözlüklerinden bakmayı bırakmak, onu
olduğu gibi bir bütün olarak iyi ve kötü yanlarıyla birlikte kabul etmektir.
Onu değiştirmek senin görevin değil, senin görevin kendin üzerinde çalışmak.
Onu değiştirmekten
vazgeçtiğinde, değişmediği için onu cezalandırmaktan da otomatik olarak
vazgeçmiş olacaksın. İşte o anda affetmenin dayanılmaz hafifliği ile
tanışacaksın. Hafif bir kalbin nasıl bir şey olduğunu hatırlayacaksın.
İnsanları
Affet
Affetmenin hayatındaki rolünü ve önemini anlaman
ve geçmişin tozlu anılarından kurtulmayı gerçekten istemen çok önemli. Bir
kağıt çıkart ve o kişinin yaptıklarını affetmemenin sana neler kaybettirdiğini
maddeler haline yaz. Bütün olan biteni arkanda bırakabilsen senin için neler
değişirdi?
- Suçlamaktan, şikayet etmekten vazgeç. Sen de
biliyorsun, o kişiyi ve geçmişte olanları değiştiremezsin. Fakat konuya nasıl
baktığını değiştirebilirsin. Geçmişte her ne olmuş olursa olsun, şu anda kurban
rolünü bırakıp geleceğinin sorumluluğunu ellerine al.
- İster gidip yüzüne söyle, istersen belki de
hiç göndermeyeceğin bir mektup yaz; onu affet ve konuların peşini bırak. Artık
aynı hikayeleri anlatmaktan vazgeç. Bırak gitsin ve geçmiş geçmişte kalsın.
- Kendinden bir anda seni terk edip giden babanı
veya seni aldatan eşini affetmeyi bekleme. Önce daha küçük konular üzerinde
çalış (unutma affetmeyi öğreniyorsun). Örneğin akşam çöpü almaya gelmeyen
kapıcıyı veya trafikte seni sıkıştıran sürücüyü bu talihsiz davranışlarından
dolayı affetmekten başla. Kalbinin üzerindeki rahatlamayı hissettikçe daha
büyük konular için güç kazanacaksın.
- Konuyu kendi başına veya yakınlarının
desteğiyle çözemeyeceğine kanaat getirdiğin noktada bir psikoloğa danışmaktan
çekinme.
Kendini
Affet
Çoğu durumda kendimizi affetmek karşımızdakini
affetmekten bile daha zordur. Bu işi kolaylaştırmak için;
- Mükemmel olmak zorunda olmadığını kabul et.
Kendini her yönünle olduğu gibi kabul et.
- Affetmek istediğin davranışını spesifik olarak
ortaya koy ve duruma açık kalplilikle dönüp bir bak. Neyi neden yapmış olduğunu
anlamaya çalış. Bunu bir tecrübe ve öğrenme deneyimi olarak kabul et. Kendine
“Bu işten ne öğrendim?” diye sor.
- Kendini affetmen, davranışlarının sonuçlarını
yaşamayacağın anlamına gelmiyor. O sonuçların üzerinde oturup kendini
kırbaçlamak yerine kendini affet ve geleceğinin sorumluluğunu üstlenerek yoluna
devam et.
- Arkadaşın böyle bir durumda olsaydı, ona ne
derdin? Neler tavsiye ederdin? Kendine bir tavsiye mektubu yaz.
- Affetmek bazen uzun bir süre gerektirebiliyor.
Bir anda acının dineceğini düşünme, sadece üzerinde çalışmaya devam et. Hayat
devam ediyor ve daha yaşayabileceğin milyonlarca güzellik var.
O olayları
hatırladığın halde artık sana acı vermiyorsa başarmışsın, affetmişsin demektir.
Kaynak: http://www.mutluyolculuk.com/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder